![]() |
| |
|
Noderepe Çkini

Ora moxtaşk'ule ont’uleşa dolovit'it. Bergiten ğerepe p'k'vatupt'it. Em ğerepe ptirupt'it do ont'uleş xolos na miğut'es k'uis dolobğapt'it. Emuş jin jvarepuna yevobğapt'it ki k'aixeşa x3as do ont'ule şeni gvana iqvas ya şeni. Eya dox3at'uşi t'ik'inapeten ptirupt'it do ont’ules jin gevobğapt'it.
Axirişi lazma t'ik'inapeten ptirupt'it do ont’uleş gevobğapt'it. Mara jur-sum met'ro araten gevobğapt'it ki ont’ule imgvanas do k'aişa lazut'i, luqu do çkva do çkva mergyape iqvas ya şeni.
Obeluş oras, belepe yebzdipt'it do ont’ule obeluşa mevulurt'it. Am obeluş dulyape, namtini oras oxori çkinişi k'oçepe k'ala vikipt'it, namtini oras noderepeten vikipt'it. Çkinda na moxtat’u k'oçepeşa çkinti mevulurt'it. Antepe diçoduşk'ule mulurt'u oxaçkuş ora. Mara, k'uk'uş oquru va vognatit'şakis oxaçkus va gevoç'k'apt'it. Muşeni ki, k'uk'uk oqurus gyoç'k'at'uşi oxaçkuş ora moxtu ya miçkit'es. Namtini orapes, çkin ofut'es pxaçkupt'itşi k'uk'uş oquru na vognat'it, ont'ule na xaçkups mteli k'oçepek artot: ” K'uk'u, k'uk'u, k'uk'uuuu.... Diqu. Mundeşakis qurap! Va z'irop-i? Pxaçkupt işte ya.” Do emus şak'apeten nena mevuktirapt'it. Aşo dido mutxanepe, şak'ape vikipt'it. Artot çkin mteli k'ulanepek vibirt'it, atişmape vikipt'it, bğarğalapt'it, viz'i3apt'it do eşopeten bayrami do ç'andaş şenluği steri viçalişept'it.
Pxaçkupt'itşi belepes eşo jurdo-jurdo gepçapt'it. Muç'o eşo birapapeşi xonari steri mskvaela xonarepe gamulut'u oşkenaşa. Manz'agerepekti eşo melen k’eleşen, xelebaten çkinda mendami3’k'ert'es. Xolo eşo melen k’eleşen tito tito mskvela nenape mi3'umert'es. İşte em oraşi şenluği çkvapebura iqvet'u. Dopxaçkat'itşk'ule artneri xolo goviktert'it do let'ape gepatxupt'it. Muşeni ki, lazut'i k'ai yextas ya do.
Çkinden 3'oxle, am dulyape ixvenet'uşi: yengepe, cumadepe, nanape, cumalepe, bere-barik, mtelixolok artot içalişept'erenan. Çkini orapes, arxvala k'ulani do oxarcapek viçalişept'it.
Em 3'oxleneri orapeşa gyora a3'i dido k'ai oras voret. Em orapes fuk'aroba dido t'u. Mara em orapes, am dulyapeş oxvenu şeni daha k'ai şenluğepe ikipt'erenan.
K'ulanepe do biç'epe artikarti qoropt'esşi mara okimocu do oçiluş izni va meçapt'esşi imt'ert'es artikartis. E do emuşeni aşo svape oqoropinerepe şeni oz'iramu, sevdaluğepe şeni oqoropuş sva t'eren.
Qoroperepe artikartis va z'iropt'aşa noderepes, birapaten ğarğalapt'erenan. Em ğomaneri biç'epek, qoroperi muşişa şak'a oxvenu, hemti va miçinas ya do oxorcaş porça do k’azi muitumert'erenan do k'arşilukli ibirt'erenan. Aşopeten tito tito şak'ape ikipt'erenan. Qoroperi k'ulanepekti, namtinisti imt'ert'erenan okimocu şeni.
Qonape keşaxaçkanşi, qonaş manceş k'uçxes gyak'nept'erenan do ofut'eşa dolotirupt'erenan oz'i3inu şeni. Em orape, nana do baba çkimişi orape t'u. Çkini orapes aşo mutxanepe va miz'irun.
Ek'ule ar tutaşk'ule ofut'epe molupt'it. Emuşk'ule lazut'i iqvet'u. Oxoris xarmanepe ok'ovobğapt'it. Noderepe vikipt'it lazut'iş o3xunu şeni. Ar seris emuş oxoris, majura seris çkvaş oxoris. E do eşopeten artot viçalişept'it. Emuşk'ule ç'varepe bgibupt'it, xilepe p'3'ilupt'it.
Xarmani keşiçoduşi giberi ç'varepe, na p'3'ilit xilepe dobdumert'it t'epsepeten do vimxort'it. Ek'ule, na p't'axit lazut'işi çalape pçalupt'it pucepe şeni. Ar orapes, aşo dulyape ixvenet'uşi ar mitxanis 3xeni kagundineren. M3ikati t'eren gosavaxeri. Na gundunu 3xovariş coxoti va rti uçkit'eren. E do, kodikaçeren ar xeşi çala, aşo tkveren: “Aya imxors, aya z'gups. Soti z'irit-i ya?”. Na xaçkups mitxanepekti z'i3inaten aşo nena gyuktirerenan: “Eya ren bekiti k'udelxaşari ti-mangana. Emuş coxoti ren 3xeni” ya. E do am notkvameşi p’aramititi aşo t'eren.
Limxanape p'ç'k'irupt'it mangaliten. Xeşi xeşi vikipt'it, tapala ncapes gelabdumert'it do xomut'aşakisti pçumert'it. Antepe dimç'itanaşk'ule 3'i3'ilape kodincirt'es do k'orobupt'it'şk'uleti maşkurinet'es dido. Muşeni ki, umimxornan ya do. E do emuşeni andğalapesti xolo 3'i3'ilape qvilupan. Varna, k'antxa do çkva ar 3'i3'ilak k'oçis m3udişişi va gyak'ibins. 3'i3'ilaşi didi şkurna aşopeten moxtu andğalepeşakis. Xopa çkinis, em orapes ek'o dido 3'i3'ila do k'antxape t'u ki bigapeten govulurt'it ont'ulepeş doloxe.
Çonçiş okosuşati mevulurt'it germapes do çkva svapes. Muç'oşi ki, pa3xape mok'ideri do bu3xi dokaçeri mevulurt'it qonapeşa, germapeşa do çkva sotxanepeşa. Mara okosuşi ndğas k'alaşi va iqvasunon. Muşeni ki, em oras dido k’ap’et’i iqven do kosupt'aşi çonçepe işirşolen. M3ika aşo mç'ima modgineri t'aroni t'as na k'ai çiçku iqven do pa3xasti k'aişa int'ren. Ek'uleti, pa3xa k'ap'ulas movik'idapt'it do oxorişa movimert'it.
Axirepe miğut'es çonçiş meşabğuşi, dğas sum-otxo fara pucis e3'arçu şeni.
Qonapes dişkaş ok'vatuşa mevulurt'it, dido mendra svapeşa. Em orapes çai va rt'u, txiriti ek'o dido va rt'u. E do emuşeni xolosoni mtelixolo qonape pxaçkupt'it, dişka na k'vatupt'it svapeti mendra domiskideret'es. Am dulyapeti xolo vikipt'it noderepeten. Ek'uleti silepeten dişkape pçitupt'it, akirişi xerxiten xe na va guinç'işinen 3'ipuri do çkva ncalepe xeşi xerxiten pxerxupt'it.
Txiri p'k'orobupt'it, p3xunupt'it. Kyumepe vikipt'it qurz'enişen, misixurmaşen, uşkirişen, m3xulişen, çkva do çkva xilepeşen. P'ek'meziti vikipt'it aşo xilepeşen. E do eşopeten pskidurt'it işte.
İmecelerimiz
Zamanı gelince tarlaya girerdik. Kazmayla mısır saplarını keserdik. Mısır saplarını taşırdık ve tarlanın yanında bulunan kuyumuza doldururduk. Onun üzerine yeşillikler atardık ki iyice çürümesi ve tarla için gübre olması için. Çürüyünce sepetlerle taşırdık ve tarlaya yayardık.
Ahır gübresini sepetlerle taşır ve tarlaya dökerdik. Fakat iki-üç metre mesafe ile dökerdik, tarlanın güçlenmesi ve iyice mısır, lahana ve diğer sebzeler vermesi için.
Belleme vaktinde, belleri alıp tarlayı bellemeye giderdik. Bu belleme işlerini, bazı zamanlarda evimizin insanları ile bazı zamanlarda da imecelerle yapardık. Bize yardıma gelen insanlara biz de yardıma giderdik. Bu işler bittikten sonra kazıma sırası gelirdi. Fakat guguk kuşunun ötme zamanı gelinceye kadar kazımaya başlamazdık. Guguk kuşu ötmeye başladığında kazıma zamanının geldiğini bilirdik. Bazı zamanlarda, tarlayı kazırken guguk kuşunun ötüşünü duyduğumuzda, tarlayı kazıyan herkes hep birden: ” K'uk'u, k'uk'u, k'uk'uuuu... Tamam. Ne zamana kadar ötüyorsun! Görmüyor musun? Kazıyoruz işte.” derdik ve ona şakayla karşılık verirdik. Böyle çok şeyler, şakalar yapardık. Bütün kızlar birlikte şarkı söylerdik, atışırdık, konuşurduk, gülüşürdük ve böylelikle bayram ve düğün şenliği havasında çalışırdık.
Kazıma esnasında bellere iki kişi aynı anda bastırırdık. Bununla ortaya şarkı temposu gibi uyumlu sesler çıkardı. Komşular da öte taraftan mutlulukla bize bakarlardı. Yine öte taraftan aheste aheste güzel sözler söylerlerdi. İşte o zamanların şenliği farklı olurdu. Kazıdıktan sonra yine geri dönerdik ve toprağı havalandırırdık, mısır iyi çıksın diye.
Bizden önce, bu işler yapılırken: yengeler, amcalar, anneler, kardeşler, çoluk-çoluk, hep birlikte çalışırlarmış. Bizim zamanlarımızda, yalnız kızlar ve kadınlar çalışıyorduk.
O eski zamanlara göre şimdi daha iyi zamanlardayız. O zamanlar fakirlik çoktu. Ama o zamanlar, bu işleri yapmak için daha iyi şenlikler yaparlarmış.
Genç kızlar ve delikanlılar birbirlerine âşık olduklarında evlenme izni verilmeyince birbirleriyle kaçarlardı. Onun için böyle yerler âşıklar için görüşme, sevdalık yapma yerleri imiş.
Âşıklar imecelerde birbirlerini görünceye dek, şarkılarla konuşurlarmış. Dünkü delikanlılar, sevgilisine şaka yapmak, hem de tanınmamak için kadın elbisesi giyer ve yazma örter ve karşılıklı şarkı söylerlermiş. Böylelikle birer birer şaka yaparlarmış. Sevdalı kızlar da, bazen de kaçarlarmış evlenmek için.
Tarlaları kazımayı bitirdikten sonra, tarla sahibinin ayağını tutarlarmış ve tarlaya taşırlarmış eğlenmek için. O zamanlar, anne ve babamın zamanları idi. Bizim zamanlarımızda böyle şeyler görmüş değiliz.
Bundan bir ay sonra tarlayı çapalardık. Ondan sonra mısır olurdu. Evde harmanlar yığardık. Mısır ayıklamak için imeceler yapardık. Bir akşama onun evinde, diğer akşam başkasının evinde. Böylece birlikte çalışırdık. Ondan sonra da mısır haşlardık, meyveler toplardık.
Harman bitince haşlanmış mısırları, topladığımız meyveleri tepsilere doldurup yerdik. Sonra, mısırın saplarını inekler için keserdik. Bir zamanlar, böyle işler yapılırken birinin atı kaybolmuş. Biraz da safmış. Kaybettiği hayvanın ne olduğunu da bilmiyormuş. Eline bir tutam mısır yaprağı tutmuş ve şöyle demiş: “Bunu yer, bunu sıçar. Bir yerde gördünüz mü?”. Tarlayı kazıyanlar da gülerek şöyle cevap vermişler: “O belki de sırık kuyruklu, büyük başlı. Onun ismi attır.” Bu anlatımın hikâyesi de böyle imiş.
Eğrelti otlarını orakla biçerdik. Bağ bağ yapardık, alçak ağaçlara sererdik ve kuruyana kadar bekletirdik. Onlar kırmızılaştıktan sonra yılanlar içine yatarlardı ve toplarken de çok korkardık, bizi zehirler diye. Onun için günümüzde de yılanları öldürüyorlar. Engerek veya diğer yılanlar boşuna insana saldırmaz. Böylelikle yılan korkusu günümüze kadar ulaştı. Hopa’mızda, o zamanlar o kadar çok yılan ve engerek vardı ki, tarlaların içine sopalarla girerdik.
Kurumuş yaprakları süpürmek için ormana ve başka yerlere giderdik. Büyük sepetleri sırtımıza yükleyerek ve elimizde tırmık tutarak tarlalara giderdik, ormanlara ve başka yerlere. Fakat süpürme gününde kalaş olmamalı. Çünkü o zaman çok sert olurlar ve süpürürken parçalanırlar. Biraz böyle yağmur havası olursa yumuşak olurlar ve sepete de iyi sığarlar. Sonra da, sepeti sırtımıza yüklerdik ve eve getirirdik.
Ahırlarımız vardı kuru yaprakları depolamaya, günde üç-dört kez ineğin altına sermek için.
Çok uzak tarlalara odun kesmek için giderdik. O zamanlar çay yoktu, fındık ta o kadar çok yoktu. Onun için yakındaki bütün tarlaları kazırdık, odun kestiğimiz yerler de uzakta kalmıştı. Bu işleri de yine imecelerle yapardık. Sonra da demir çivilerle odunları yarardık, aykırı hızarla el kavuşmayan gürgen ve başka ağaçları biçerdik.
Fındık toplardık, ayıklardık. Kümeler yapardık üzümden, mısır hurmasından, elmadan, armuttan, diğer meyvelerden. Pekmez de yapardık böyle meyvelerden. Ve bu şekilde yaşardık işte.
| |
| | |
![]() |